TREN FACİASINDA ÖLENLERİN YAKINLARINA PSİKOLOJİK DESTEK

121 okunma

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz günü 24 kişinin öldüğü, 341 kişinin de yaralandığı tren faciasında, trenin kalkış noktası olan Edirne'nin Uzunköprü ilçesinden de 12 kişi yaşamını yitirdi. Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen, faciada ölenlerin yakınlarına psikolojik destek verdiklerini belirterek, "Kaza ilçede büyük bir travma yaşattı. Her mahalleden insanlarımız öldü ve yaralandı. Kaybettiğimiz insanların yakınlarına psikolojik destek veriyoruz. Bu travma çocuklar, yetişkinler, hem de aileler için atlatılması çok zor bir travma" dedi.

Çorlu'da 8 Temmuz'da 24 kişinin öldüğü, 341 kişinin de yaralandığı tren faciasında, trenin kalkış noktası olan Edirne'nin Uzunköprü ilçesinden de 12 kişi yaşamını yitirdi, onlarca kişi yaralandı. Kazanın ardından büyük travma yaşanan ilçede, ölenlerin ve yaralananların yakınlarına terapi uygulanıp, psikolojik destek veriliyor. Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen'in desteğiyle Türk Psikologlar Derneği'nden 2, Uzunköprü Belediyesi'nden psikolog Duygun Tunca, aileleri her gün ziyaret edip, desteklerini sürdürüyor.

'KAZADAN EN FAZLA ÇOCUKLAR  ETKİLENMİŞ'

Uzunköprü Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'nde görevli psikolog Duygu Tunca, tren kazasından en fazla çocukların etkilendiğini söyledi. Tunca, şöyle dedi:

"Tren kazasının ardından birinci derece kaybı yaşayan ailelerle görüştük. Özelikle çocuklar bu kazadan fazlasıyla etkilenmiş durumdalar. Yaralı ziyaretlerimiz devam ediyor. Her gün listemizde olmayan kişilere ulaşmaya devam ediyoruz. Ailelerde büyük yaş grubu özelikle babaanneler, dedeler dini kavramlarla bunu atlatabiliyorken, çocukların soyut düşünme dönemleri gelişmediği ve ne olduklarını adlandıramadıkları için biraz daha zorlanıyorlar bu süreci atlatırken. Biz de ziyaretlerimizde psikolog olarak normal ya da anormal davranışlar neler olabilir, bu süreç ne kadar devam eder ya da bir durumda karşılaştıklarında bunu kriz olarak karşıladıkları şeyler neler, bize ne zaman başvurabilirler konusunda, destek olmak adına her şeyi detaylı şekilde açıkladık. Çocuklara taziye evlerinde ölüm kavramı özelikle nasıl aktarılmalı, yani ölümü ölüm kavramı üzerinden aktarmaları gerektiği konusunda aileleri bilinçlendirmeye çalıştık. Aileler ölümü çocuklara, 'deden, baban ya da herhangi yakınının uyuyor, gitti geri gelecek' şeklinde açıklıyorlar. Aslında bu doğru bir açıklama değil çocuk için. Çünkü çocuk, 'uyuyor' dendiğinde kendisi uyumaktan korkuyor. Uyursa öleceğinden korkuyor. Ya da geri gelecek dense uzun süre beklentiyle yaşıyor bu çocuk, geri gelmesini bekliyor. Bu yüzden ölüm kavramınının öldü olarak kullanılması daha doğru."

İlçenin tren kazasında çok büyük acı yaşadığını anlatan Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen de "Tren kazasında büyük acı yaşadık. Bir çok kaybımız var. Yaralıları ve ölenlerin yakınlarını evlerinde ziyaret ettik. Kaza sonrası Uzunköprü Belediyesi psikoloğu ve İstanbul Psikologlar Derneği'nin üyeleriyle birlikte söz konusu kazadan kurtulan vatandaşlarımıza yönelik psikolojik destekler veriyoruz. Bu travma hem çocuklar hem yetişkinler hem de aileler için atlatılması çok zor bir travma. Hayatın devamı da söz konusu olduğu için belediyemizin bu anlamda hizmet vermesi gerektiğini düşündük. Hakikaten bu işin uzmanları, doktorlar çok önemli telkinlerde ve psikolojik yardımlarda bulunuyorlar. Yaklaşık 2 aylık bir program uygulayacağız. Başta belediye psikologu olmak üzere söz konusu arkadaşlarımıza destek vermeye devam edecekler" diye konuştu.

'ÇOCUKLARIM BENİ, YÜZÜMÜ YIKADIKTAN SONRA TANIDI'

Çocukları Umut (7) ve Zeynep (9) ile Çerkezköy'deki yakınlarının yanına gitmek için Uzunköprü'den trenin üçüncü vagonuna binen ve kazadan ayağı kırık kurtulan Neslihan Kırgın, çocuklarının yüzünü yıkamasıyla kendisini tanıdığını söyledi. Kaza sonrası olay yerinin mahşer yeri gibi olduğunu ifade eden Kırgın, şunları anlattı:

"Ben iki çocuğumu alıp, Uzunköprü'den trene bindim. Üçüncü vagondaydık. Muratlı'yı geçtik, tren zıpladı. Zıplayınca 'Ne oluyor?' dedik, 'gidiyoruz' dedik. Çocuklar, hepimiz sarsıldık. Devrildiğimizi hatırlamıyorum. Ben vagonun altındaydım. Boynuma kadar çamura batmışım. Arkamda bir kadın, 'Abla ne olursun çık, ben de çıkayım' dedi. O sırada çocuklarımı aradım. Daha sonra üzerimdeki elbisemi sıyırarak sol bacağımı çıkardım, sağ bacağım çamurda kaldı. Bir ağabey vardı orada, ondan yardım istedim. Beni çıkardı, çocuklarımı aramaya başladım. Çocuklarımı bulamayınca çantamı aldım, eşimi aradım. Kulaklarım çamurla dolu olduğundan eşimi duyamadım. Çocuklarımı bulamadım. Ayağım kırılmış, o acıyı hissetmiyorum, çocuklarım yok diye. O insanların feryatları mahşer yeri gibiydi. Trenin vagonlarının devrildiği tarafa çocuklarımı aramaya çıktım. Bu sırada herkes bağırıyor, 'eşim yok, çocuğum yok' diye sesler geliyordu vagonların altından. Aşağı buğday tarlasına doğru indiğimde oğlum Umut'u sarı renkli tişörtünden tanıyarak buldum. Kızım Zeynep de yanındaydı. Yüzüm çamurlu olduğu için çocuklarım beni tanıyamadı. Yüzümü yıkadıktan sonra çocuklarım beni tanıdı. Çocuklarımı raylara çıkarıp oturdum. Daha sonra sağlıkçılar geldi. Çocuklarımı bulana kadar ayağımın kırık olduğunu, o  acıyı hissetmedim. Çocuklar candan tatlı derler ya gerçekten öyleymiş, bunu anladım."

'10 LİRA İÇİN GİTTİ EVLADIM'

Kazada yaşlı bir kadının torununun 10 lira için öldüğü yönündeki feryatlarını unutamadığını belirten Kırgın, "Orada 2 kardeş vardı. 5 yaşında çocuk vardı, ona çok üzüldüm. Aynı vagondaydık. Anneannesinin feryadını hâlâ duyar gibiyim. Orada '10 lira için gitti benim torunum' diyordu. Gözümün önünden hiç gitmiyor bu kadının feryadı. 'Eşim dereye düştü, çoğumu bulun' gibi sesler hep duydum. Katliamın içinde gibiydim" dedi.

'KÖYLÜLER OLMASAYDI ÖLÜ SAYISI ARTARDI'

Sarılar köylülerinin traktörleriyle olay yerine gelip yaralıları ambulanslara taşımalarının çok sayıda kişinin hayatını kurtardığını anlatan Neslihan Kırgın, "Sarılar köyünden traktörüyle gelenlerden Allah razı olsun. Kaza sonrası gelerek yaralıları vagon altından çıkarıp, kasalara koyarak, ambulanslara taşıdılar. Çok kişiye müdahale ettiler. Onlar olmasaydı kan kaybından, sıkıntılardan dolayı ölü sayısı çok artardı. Beni de çamurdan çıkarıp hayatımı kurtardılar. Köylüler olmasaydı ölü sayısı artardı. Ayağım iyileşsin, ilk işim Sarılar köyüne gidip onlara teşekkür etmek olacak" diye konuştu.(dha)

 

 

Bu Haberler İlginizi Çekebilir

Henüz yorum yapılmadı!

İlk siz yorum yapın!

Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.
Top